Berlin Türk Büyükelçiliği

Berlin Türk Büyükelçiliği projesi, konu, program verileri ve proje alanının (çevre) nesne-anlam etkileşimleri, tarihin katmanları ve iz temaları üzerinden yeniden okunması ve yapının mekan, sirkülasyon ve peyzaj olarak yorumlanmasıyla oluşturulmuştur.

Yıl
Lokasyon
Almanya/Berlin

Geçmişi çok eskilere dayanan bir kültürün uzun ve tamamlanmamış bir yolculuğudur Türk Tarihi. Kurduğu devletler, askeri ve düşünsel dünyası, eserleriyle dünya tarihine damgasını vurmuştur. Yaşadığı topraklarda birçok kültürle kucaklaşmış ve bu zenginlik onun dünyayla olan diyalogunda kullanacağı evrensel dili var etmiştir. Berlin Türk Büyükelçiliği Binası böyle bir temsili yetin yapısallaştığı, yerelliğin (kişisellik) evrensel dille ifadesi olacaktır.

Yapı, kütlesel olarak düşeyde ve yatayda parçalanır; mekânda, zeminde ve kabukta katmanlaşır. Oluşturulan bu çizgisel dil bir yandan Türk Tarihi’nin üst üste birikmiş kültürel katmanlarına gönderme yaparken, diğer yandan alan içindeki hareketi organize ederek farklı işlev alanlarının, kapalı ve açık alanların, yapı içindeki peyzajın da tanımını yapar.

Yapı cephesi çift fasaddan oluşur. İçerdeki cam ve onun önünde yaralan boşluklu ve hareketli taş fasad dış dünyayla kontrollü bir ilişki kurar. Yüzeydeki hareket, yapı kütlesindeki parçalanmalar ve derinlik, ışığın ve peyzajın yapı içindeki hareketi yapının mekânsal algısını farklılaştırarak onu her daim taze kılar.

Türk Büyükelçiliği’nin elçilik girişi alan içindeki çınar ağacının yanı başındandır. Zira çınar Türk tarihinde bilgeliğin, ululuğun ve kalıcılığın simgesidir. Giriş boyunca uzanan su ayna misali çeşitli yansıma efektleri oluşturur. Hem yapı suya yansır, hem suyun hareketi yapıya. Çınarın gölgesinde, yansımalarla girilen Büyükelçilik Binası’nda yatayda giriş holü, düşeyde tüm katlar boyunca uzanan bir boşlukla karşılaşılır ilkin. Bu, kabuktaki hareket ve boşlukların iç mekândaki karşılığıdır bir nevi ve Tiergarten’in doğal klima tik etkisi ve peyzaj yapı içinde açık ve kapalı alanlarda, boşluk ve avlularda devam eder.  Elçilik girişi aksındaki derin yarık ve konsolosluk girişi üstündeki boşluk iç mekânın tüm kat(man)larının görsel olarak algılanabildiği ve düşey sirkülâsyonun içine asılı olduğu galerilerdir. —3.90 kotundaki konferans salonu ve yine aynı kotta yaralan sergi alanının dış mekândaki uzantısı olan açık sergi alanları bu görsel etkileşime dâhildir. Eski binaya ait duvar kalıntıları tarihsel izler olarak zeminin çökertilmesiyle ortaya çıkartılmış ve alan içerisinde -3.90 kotunda açık sergi alanı olarak düzenlenerek projenin bir parçası olmuştur.